×

Surah Luqman in Turkish_Ibni_Kesir

Quran Turkish_Ibni_Kesir ⮕ Surah Luqman

Translation of the Meanings of Surah Luqman in Turkish_Ibni_Kesir - التركية ابن كثير

The Quran in Turkish_Ibni_Kesir - Surah Luqman translated into Turkish_Ibni_Kesir, Surah Luqman in Turkish_Ibni_Kesir. We provide accurate translation of Surah Luqman in Turkish_Ibni_Kesir - التركية ابن كثير, Verses 34 - Surah Number 31 - Page 411.

بسم الله الرحمن الرحيم

الم (1)
Elif, Lam, Mim
تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ (2)
Bunlar Hakim kitabın ayetleridir
هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ (3)
Ki o; iyi davranan kimseler icin hidayet ve rahmettir
الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ (4)
Onlar ki; namaz kılarlar, zekat verirler ve onlar ahirete de yakınen inanırlar
أُولَٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (5)
Iste onlar; Rabblarından bir hidayet uzerindedirler. Ve iste onlar; felaha erenlerin kendileridir
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا ۚ أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ (6)
Insanlar arasında bilgisizce Allah yolundan saptırmak icin gercegi bos sozlerle degisenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. Iste horlayıcı azab onlar icindir
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِي أُذُنَيْهِ وَقْرًا ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ (7)
Ayetlerimiz ona okundugu zaman; kulaklarında agırlık var da isitmiyormus gibi buyukluk taslayarak sırt cevirir. Iste ona cok acıklı bir azabı mujdele
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ (8)
Iman edip salih amel isleyenlere; muhakkak ki Naim cennetleri vardır
خَالِدِينَ فِيهَا ۖ وَعْدَ اللَّهِ حَقًّا ۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (9)
Orada devamlı kalırlar. Bu, Allah´ın hak vaadidir. Ve O; Aziz´dir, Hakim´dir
خَلَقَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ۖ وَأَلْقَىٰ فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَابَّةٍ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ (10)
Gokleri, gordugunuz gibi direksiz olarak yaratmıs, sizi sarsar diye yere agır baskılar koymus, orada her turlu canlıyı yaymıstır. Biz, gokten su indirip orada her sınıf bitkiler yetistirmisizdir
هَٰذَا خَلْقُ اللَّهِ فَأَرُونِي مَاذَا خَلَقَ الَّذِينَ مِن دُونِهِ ۚ بَلِ الظَّالِمُونَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ (11)
Iste bu, Allah´ın yaratısıdır. Gosterin bakalım bana O´ndan baskalarının ne yarattıgını? Hayır, zalimler apacık bir sapıklık icindedirler
وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ ۚ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ ۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ (12)
Andolsun ki; Biz, Allah´a sukret diye Lokman´a hikmeti verdik. Kim sukrederse; ancak kendisi icin sukretmis olur. Kim de kufrederse; muhakkak ki Allah; Gani´dir, Hamid´dir
وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لِابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللَّهِ ۖ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ (13)
Hani Lokman; ogluna ogut vererek demisti ki: Ogulcugum; Allah´a sirk kosma, dogrusu sirk, buyuk bir zulumdur
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ (14)
Biz insana, ana ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu zorluk ustune zorlukla tasımıstı. Sutten ayrılması da iki yıl surmustur. Bana ve ana-babana sukret. Donus ancak Bana´dır
وَإِن جَاهَدَاكَ عَلَىٰ أَن تُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا ۖ وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا ۖ وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ ۚ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ (15)
Sayet onlar seni koru korune Bana sirk kosman icin zorlarsa; onlara itaat etme ve dunya islerinde onlarla iyi gecin Bana donenlerin yoluna uy. Sonra donusunuz yine Bana´dır. O zaman Ben, size yaptıklarınızı bildiririm
يَا بُنَيَّ إِنَّهَا إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ فَتَكُن فِي صَخْرَةٍ أَوْ فِي السَّمَاوَاتِ أَوْ فِي الْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللَّهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ (16)
Ogulcugum; isledigin sey bir hardal tanesi kadar da olsa, bir kayanın icinde veya goklerde, yahut yerin derinliklerinde de bulunsa, Allah onu getirir. Muhakkak ki Allah; Latif´tir, Habir´dir
يَا بُنَيَّ أَقِمِ الصَّلَاةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنكَرِ وَاصْبِرْ عَلَىٰ مَا أَصَابَكَ ۖ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ (17)
Ogulcugum; namaz kıl, iyiligi emret, kotulugu onle. Basına gelene sabret. Dogrusu bunlar azmedilmeye deger seylerdir
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ (18)
Insanları kucumseyip yuz cevirme. Yeryuzunde boburlenerek yurume. Allah kendini begenip boburleneni suphesiz ki hic sevmez
وَاقْصِدْ فِي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِن صَوْتِكَ ۚ إِنَّ أَنكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ (19)
Yuruyusunde tabii ol, sesini kıs. Suphesiz ki seslerin en cirkini eseklerin sesidir
أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً ۗ وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُّنِيرٍ (20)
Gormez misiniz ki; Allah, goklerde olanları da, yerde olanları da size musahhar kılmıstır. Gizli ve acık olarak nimetlerini size bolca vermistir. Insanlar arasında hic bir bilgisi olmadan, hic bir rehberi ve aydınlatıcı kitabı yokken Allah hakkında tartısanlar vardır
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ آبَاءَنَا ۚ أَوَلَوْ كَانَ الشَّيْطَانُ يَدْعُوهُمْ إِلَىٰ عَذَابِ السَّعِيرِ (21)
Onlara: Allah´ın indirdiklerine uyun, denilince: Hayır, biz atalarımızı uzerinde buldugumuz yola uyarız, derler. Ya seytan, onları yalımlı azaba cagırıyor idiyse
۞ وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُ إِلَى اللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىٰ ۗ وَإِلَى اللَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ (22)
Kim, ihsan ederek kendini Allah´a teslim ederse; muhakkak ki o, en saglam kulpa sarılmıstır. Ve islerin akıbeti Allah´a aittir
وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُ ۚ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ (23)
Kim de kufrederse; onun kufru, seni uzmesin. Onların donusu Bize´dir. O zaman yaptıklarını onlara bildiririz. Suphesiz ki Allah; goguslerin ozunu gercekten bilendir
نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ (24)
Onları az bir sure gecindirir, sonra da katı bir azaba surukleriz
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ ۚ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ (25)
Andolsun ki onlara: Gokleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; muhakkak: Allah, derler. De ki: Hamd Allah´a mahsustur. Hayır onların cogu bilmezler
لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ (26)
Goklerde ve yerde olanlar Allah´ındır. Muhakkak ki Allah´tır O, Gani ve Hamid
وَلَوْ أَنَّمَا فِي الْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِن بَعْدِهِ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللَّهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ (27)
Eger yeryuzundeki agacların hepsi kalem olsa, deniz de, arkasından yedi deniz daha kendisine yardım ederek murekkep olsa, yine de Allah´ın kelimeleri tukenmez. Muhakkak ki Allah; Aziz´dir, Hakim´dir
مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ۗ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ (28)
Sizin yaratılmanız da, yeniden diriltilmeniz de bir tek kisininki gibidir. Suphesiz ki ALLAH; sEMI´DIR, bASIR´DIR
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي إِلَىٰ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ اللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ (29)
Gormez misin ki; Allah, geceyi gunduze, gunduzu de geceye katar. Gunesi ve ayı buyruk altında tutar. Her birisi belirli bir sureye kadar akıp gider. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır
ذَٰلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ (30)
Bu, Allah´ın; hakkın kendisi ve O´ndan baska taptıklarının da batıl olmasındandır. Dogrusu Allah; cok yucedir, cok buyuktur
أَلَمْ تَرَ أَنَّ الْفُلْكَ تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِنِعْمَتِ اللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ آيَاتِهِ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ (31)
Gormez misin ki; gemiler denizde Allah´ın nimetiyle akıp gider. Boylece size ayetlerini gosterir. Bunlarda pek sabırlı ve cok sukreden kimseler icin ayetler vardır
وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِآيَاتِنَا إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ (32)
Onları daglar gibi dalgalar sardıgı vakit; dini yalnız Allah´a tahsis ederek O´na yalvarırlar. Onları karaya cıkararak kurtardıgı zaman da; iclerinden bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankor olanın dısında baskası bilerek inkar etmez
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَّا يَجْزِي وَالِدٌ عَن وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِ شَيْئًا ۚ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ (33)
Ey insanlar; Rabbınızdan korkun. Babanın ogluna, ogulun babasına hicbir sey odemeyecegi gunden cekinin. Allah´ın vaadi suphesiz haktır. Oyleyse, sakın dunya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı seytan sizi Allah´ın bagıslamasına guvendirerek yoldan cıkarmasın
إِنَّ اللَّهَ عِندَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ ۖ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا ۖ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ (34)
Kıyamet saatının bilgisi suphesiz ki Allah katındadır, yagmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacagını bilmez. Ve hic bir nefis nerede olecegini de bilmez. Muhakkak ki Allah; Alim´dir, Habir´dir
❮ Previous Next ❯

Surahs from Quran :

1- Fatiha2- Baqarah
3- Al Imran4- Nisa
5- Maidah6- Anam
7- Araf8- Anfal
9- Tawbah10- Yunus
11- Hud12- Yusuf
13- Raad14- Ibrahim
15- Hijr16- Nahl
17- Al Isra18- Kahf
19- Maryam20- TaHa
21- Anbiya22- Hajj
23- Muminun24- An Nur
25- Furqan26- Shuara
27- Naml28- Qasas
29- Ankabut30- Rum
31- Luqman32- Sajdah
33- Ahzab34- Saba
35- Fatir36- Yasin
37- Assaaffat38- Sad
39- Zumar40- Ghafir
41- Fussilat42- shura
43- Zukhruf44- Ad Dukhaan
45- Jathiyah46- Ahqaf
47- Muhammad48- Al Fath
49- Hujurat50- Qaf
51- zariyat52- Tur
53- Najm54- Al Qamar
55- Rahman56- Waqiah
57- Hadid58- Mujadilah
59- Al Hashr60- Mumtahina
61- Saff62- Jumuah
63- Munafiqun64- Taghabun
65- Talaq66- Tahrim
67- Mulk68- Qalam
69- Al-Haqqah70- Maarij
71- Nuh72- Jinn
73- Muzammil74- Muddathir
75- Qiyamah76- Insan
77- Mursalat78- An Naba
79- Naziat80- Abasa
81- Takwir82- Infitar
83- Mutaffifin84- Inshiqaq
85- Buruj86- Tariq
87- Al Ala88- Ghashiya
89- Fajr90- Al Balad
91- Shams92- Lail
93- Duha94- Sharh
95- Tin96- Al Alaq
97- Qadr98- Bayyinah
99- Zalzalah100- Adiyat
101- Qariah102- Takathur
103- Al Asr104- Humazah
105- Al Fil106- Quraysh
107- Maun108- Kawthar
109- Kafirun110- Nasr
111- Masad112- Ikhlas
113- Falaq114- An Nas